Daha çok bilgi için...

19 Nisan 2012 Perşembe

Ego ile yaklaşmayınız!

Son günlerde 'egosu tavan yapmış', 'egosu pek yüksek' gibi tanımları duydukça nedir bu ego kavramı üzerine sen de bir şeyler yaz diyen Ego'm beni dürttü.

Vikipedi der ki; İd, ego ve süperego insan zihninin katmanlarıdır.İd, zevk temelli bir istekler ve aşırı ısrarcı temel enerjinin çıkış noktasıdır. Ego ise idin bu isteklerini gerçeklikle karşılayan kısımdır. Çeşitli savunma mekanizmaları ile idi dengeler. İd ve süperego arasında dengeleyici unsurdur. Temel görevi kişisel güvenlik sağlamak ve idin bazı isteklerine izin vermektir. Süperego, baba figürünün ve kültürel adetlerin içselleştirilmiş bir sembolüdür. İd nin ihtiyaç ve talepleriyle çatışma halindedir.

Yaniii, İd diyor ki -ben bunu istiyorum, Ego diyor ki -dur ben bu isteği bir değerlendirip gerçekleştirmeye çalışayım, Süperego diyor ki -hop bu istek topluma aykırı..

Sonuç, bizim ego su yüksek dediğimiz kişi aslında süperegosunu dinlemeyen, egosu haşarı ve id ne derse onu yapan kişi.
Hani ben -kendimi bu yönde geliştirmesem de- senden daha yüksek titledayım- diyenler var ya, ya da tecrübenize,yaratıcılığınıza dayanarak verdiğiniz bir öğütü -yahu ben bunu akıl edemedim o etti- diyenler, işte bu yazıda kast edilen kişi o, saldır egosuna!

Ben de arada böyle yaparım diyorsanız, bi zahmet iş yeri kapısında egonuzun kulağını bir çekiverin, -şimdi çalışmaya başlıyorum idimin dediklerini yerine getirirken abartma, süperegomun lafını da dinle- deyiverin. Zira iş hayatının tempolu, dinamik yapısı sizin egonuzun at koşturamayacağı kadar sistemli akıyor, çevrenizdekileri yavaşlatmanın, yok yere stres yaratmanın lüzumu yok.

9 Mart 2012 Cuma

Yaz, Yaz, Yaz

Yazma yeteneğinizi geliştirmek istiyorsanız, işte yapmanız gerekenler..

Gözlerinizi kapatın..
Yazmadan önce gözlerini kapatın, zihninizi açın ve yazmak istediğiniz şeyi kafanızda canlandırın.Okuyacak kişiye daha çok ifade edecek tanımlayıcı sözcükler seçin.

Net olun..
Yanan bir ev gördüğünüzde, itfaiyeye koşup ''Mahallede dolaşırken çocukken yaşadığım İzmirdeki siteye benzeyen bir site içerisinde, çift katlı çok şirin bir ev gördüm, sanırım 2 katlı ama zemin altında bir kat daha olabilir, bahçesinde hanım elleri var -ki hanım elinin kokusunu da çok severim zaten, bu evin penceresinden dumanlar çıkıyor, yanıyor olabilir mi?'' demezsiniz. 'Ev yanıyor' diye bağırırsınız. Yani hemen konuya girin.

Argo kullanmayın..
''Satışçılar süper'' gibi ilkokul çocuklarına yakışır bir ifade tarzı yerine ''Satışçılar başarılı'' gibi tanımları tercih edin.

Gülücük yasak..
İfadenizi daha da yumuşatmak ya da kendinizi daha sevimli göstermek gibi bir amacınız bile olsa gereksiz yerde gülücük sembolü koyma gayreti göstermeyin. Sosyal ağlarda evet ama iş mailinde, sunumlarda, raporlarda hayır!


Yazdıklarınızı okuyun..
Yazım denetimi büyük icad ama siz yine de güvenmeyin. ''Geçmez'' ya da ''gelmez'' de yazım denetimine takılmayan kelimelerdir ama ''Buralara gelmez'' ile ''Buralara geçmez'' aaynı cümleler değildir. Bu nedenle altı kırmızı çizgili olmamış bile olsa yanlış yazımlar söz konusu olabilir. Dikkatle en az bir kez yazdıklarınızı okuyun.

Daha akıllı görünmeye çalışmayın..
Gazetecilikte bile kural on iki yaşında bir kişinin anlayabileceği netlikte cümleler kurmaktır.Daha akıllı görüneceğinizi düşünerek uzun, süslü ve karmaşık cümleler kurmayın. Net ve öz yazın, okuyan kişi anlatmak istediğiniz noktayı ne kadar çabuk kavrarsa o kadar iyidir.

Kendinizi geliştirin, okuyun, yazın..
Kitap, dergi, gazete hiç farketmez.. Ne kadar çok okursanız; cümle yapısına, dilbilgisine, paragraf düzenine o kadar hakim olabilirsiniz.

2 Şubat 2012 Perşembe

Call Center nette..

Sevgili Çağrı Merkezi insanları,

Çağrı Merkezi sektöründe neler oluyor takip etmek istiyorsanız bkz: http://www.callcenter.com.tr/

Dergi için bkz: Call Center Magazine

1 Şubat 2012 Çarşamba

Göç eden yaban kazları..



Göç eden yaban kazlarının havada süzülürken "V" şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür...

Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar
araştırma sonucunda şu verilere ulaşmışlar;

1-) "V" şeklinde  uçulduğunda, uçan her kuş kanat çırptığında, arkasındaki kuş için onu  kaldıran bir hava akımı yaratıyormuş. Böylece "V" şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışlar sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini % 70 oranında uzatıyorlarmış. Yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlarmış.
Kıssadan Hisse: Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişirler.
2-)  Bir kaz, "V" grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diğer kuşların yarattığı hava akımının dışında kalmış oluyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri  dönüyor ve yoluna grupla devam ediyor.
Kıssadan Hisse: Eğer kafamız bir kaz kadar çalışıyorsa, bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli kılarız.
3-)  "V" grubunun başında giden kaz hiç bir hava akımından
yararlanamıyor. Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz lider konumuna geçiyor. Bu değişim sürekli yapılıyor; böylece her kaz grubun her noktasında yer almış oluyor.
Kıssadan Hisse: Yaptığınız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde
başkasına  bırakmak gerekiyor.
4-) Uçus hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.
Kıssadan Hisse: İlerlemek ve yol almak için bazen  aşkalarının
uyarılarına gereksinim duyarız. Bundan alınmamalıyız; tam aksine, böyle uyarıları sevinç ve takdirle karşılamalıyız.
5-) Gruptaki bir kuş hastalanırsa ya da bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere hasta/yaralı kazın yanına gidiyor. Tekrar uçabilene (ya da eğer ölürse, ölümüne kadar) onunla beraber yaralı kuşu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu buluyorlar.Hiçbir  kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyor.
Kıssadan Hisse: Adam olmak sadece insanlara özgü değil....

26 Ocak 2012 Perşembe

Geribildirim ne değildir!

Geribildirim bir cezalandırma biçimi değildir. Geribildirim
karşı tarafın sağlıklı yetişmesini temin amacıyla yapılan bir beslemedir. O nedenle şunları aklınızda tutun:

• Geribildirimin olumsuz olması şart değildir.
• Geribildirim tek taraflı bir monolog değildir.
• Geribildirim bir güreş müsabakası olmak zorunda
değildir.
• Geribildirim bir kişisel saldırı fırsatı değildir.
• Geribildirim söz konusu olabilecek biricik bakış açısı değildir.

Kaynakça:
Geribildirim
Orjinal isim: Giving Feedback

Çağrı Merkezlerinin Tarihçesi


İlk olarak 1960ların sonlarında istek ve şikayet iletme
aracı olarak ortaya çıkmıştır.
ABD’de “ücretsiz hatlar” birçok şirket tarafından bir
hizmet statüsü olarak sunulmuştur.
1970’lerin başında Continental Havayolları ilk ACD
(Automatic Call Distributor – Otomatik Çağrı Dağıtımcısı)
kullanmıştır.
30 sene önce müşterilerle bir temas noktası yaratmış
şirketler rekabette öne çıkarken, bugün bir zorunluluk
haline gelmiştir.
Günümüzde büyük ve uluslararası bir sektör haline
gelmiştir.

25 Ocak 2012 Çarşamba

Çağrı Merkezi Çalışanının Kaynağı Ne Olacak?

Farkettim ki.. Bolca Çağrı Merkezi var güzel yurdum sınırları içinde ve haliyle pek çok agent, pek çok takım lideri, pek çok EĞİTİMCİ!

Bunca kişinin kendini paralamak suretiyle çalıştığı bir sektörün neden kaynağı yok? Her türlü bilgiye erişilebilecek bir web sitesi?

Ben üzerime düşeni yapıyorum, eğitim konusunda yardımcı olacağım size ey kulaklığı tek kulağına batan yahut bir vakitler batmış şimdi car car konuşan bir grup ekip kişilerine hizmet veren güzelce insanlar!